Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ve Hâl-i Pürmelâlimiz
| SEMİH ÇALIŞKAN YAZDI | GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA ve HÂL-İ PÜRMELÂLİMİZ – SEMİH ÇALIŞKAN…
“Süper Lig ve 1. Lig’de 2014 Nisan ayından bu yana devam eden biletleme ve müsabakalara giriş süreçlerinde yeni bir döneme geçiliyor.
Türkiye Futbol Federasyonu, ilgili kurum ve kuruluşlarla yaptığı görüşmeler neticesinde, futbolun gerçek sahibi taraftarların stadyumlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla önemli bir düzenlemeye gitti. TFF’nin stadyumlarda kullanılan elektronik bilet ekipmanlarını güncel teknolojiye göre geliştirmesiyle birlikte, 2025-2026 sezonundan itibaren taraftarların çipli T.C. kimlik kartlarına da elektronik bilet yüklemeleri sonrasında stadyumlara girişlerine imkan sağlanacaktır.
Bununla birlikte kulüplerimiz hali hazırda anlaşma sağladıkları bilet satış firmalarıyla satış ve stadyuma giriş esaslarını belirleme hakkına sahip olacaktır.”
9 Temmuz 2025 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından yapılan yukarıdaki açıklama ile yeni bir dönemin başlayacağının sinyalleri verildi. Umarım bu açıklama, bugüne kadar taraftarları yalnızca tüketici olarak gören anlayışta önemli bir zihniyet değişiminin bir habercisidir.
Açıklamada en dikkat çekici bölüm hiç şüphesiz ki taraftarlara ithafen yazılan “futbolun gerçek sahibi” ifadesiydi. Bu söz yalnızca taraftarlara yönelik bir jestten ibaret olmamalı. Zira futbolun ruhunu, coşkusunu ve ekonomik değerini yaratanlar tribünleri dolduran binlerce taraftardır. Şimdiye kadar yalnızca tüketimin bir parçası olmaları gerektiğinde akıllara gelen futbol taraftarlarının Türkiye’de futbolun yönetiminden sorumlu kurum tarafından “futbolun gerçek sahibi” ifadeleriyle anılması daha önce pek karşılaşılmadık cinsten bir ifadedir. Hatta belki de resmi bir ağızdan ilk kez taraftarın takdir edildiğini görüyoruz. Her ne kadar geç kalınmış bir söylem olsa da bu söylemi belki de futbol yönetiminde yeni bir sayfa açılacağının habercisi olarak görmek gerekir. Aslında bu söylem gerçeğin ta kendisidir.
Futbolun endüstriyelleşmesi, hatta başka bir ifade ile mali değer çağına girmesinde doğrudan ve dolaylı olarak taraftarların payı yadsınamayacak derecede fazla. Taraftarlar olmasa ne yayın gelirleri ne sponsorluklar ne de forma ve bilet satışları bu denli büyük rakamlara ulaşamazdı. Futbolun “ekonomik ürün” haline gelmesini sağlayan başlıca aktör tribünleri dolduran, ekran başında bekleyen, takımıyla sevinen ve üzülen taraftarlardır. Futbolun ekonomik sisteminin temel diğeri da taraftarlardır ve onlar olmadan bu endüstrinin ayakta kalması mümkün değildir.
Futbolun ekonomik değerini büyütmeye çalışırken hayata geçirilen uygulamalardan biri de Passolig uygulamasıydı. Tüm taraftarların “kimlik kartı” olan bu uygulama ile Süper Lig ve 1. Lig’de oynanan herhangi bir karşılaşmayı stadyumda izlemek için adınıza düzenlenmiş Passolig kart çıkarmanız zorunlu kılındı. Üstelik sezonda yalnızca 1 maça gidecek olsanız bile. Elbette bu kartı elde etmenin mali bir karşılığı var. Üstelik kart ücretini yalnızca bir kez ödemiyorsunuz. Her sezon yenileme ücreti ödemeniz gerekiyor. Yazının yazıldığı gün itibariyle toplam 9.341.685 kartın satıldığı görülüyor (Passolig.com.tr).
2014 Nisan ayından itibaren uygulanan ve bugüne kadar çok sevdiğim futbol karşılaşmalarını yerinden izleyememe pahasına bireysel bir tepki olarak parçası olmadığım Passolig uygulamasının saha kenarına doğru alınacak olması ihtimali bile beni heyecanlandırmaya yettiğini söylemeliyim. Zira Passolig uygulaması futbolseverler ile stadyumlar arasına hem ekonomik hem de psikolojik bir bariyer oluşturmuştu. Bu sistem güvenlik ve düzen sağlamak amacıyla savunulsa da özellikle ilk yıllarında birçok taraftar için maçlara gitmeyi zorlaştıran karmaşık bir süreç haline gelmişti. Taraftarların kişisel bilgilerini bir özel şirket ile paylaşmak zorunda bırakılması ve her yıl kart yenileme bedeli ödemeleri futbolun ruhuna ters bir durum olarak algılandı.
TFF’nin açıklamasının son paragrafından hareketle hemen uygulamaya geçeceğini düşünmesem de yakın gelecekte Passolig uygulamasına veda edeceğimizi ve futbolun gerçek sahibi taraftarların herhangi bir aracı kuruluşa “kart bedeli” ödemeden yalnızca futbol karşılaşmasının bilet ücretini ve biletleme bedelini ödeyerek maçlara gidebileceğini düşünüyorum. Bu durum, futbolseverlerin yeniden tribünlerle buluşmasını kolaylaştıracak, futbolun toplumsal ve kültürel boyutunu güçlendirecek önemli bir adım olacaktır.
Zira futbol yalnızca “seyredilen” değil aynı zamanda “yaşanılan” bir oyundur. Pandemi dönemini hatırlayacak olursak boş tribünlerin ne kadar ruhsuz olduğunu da hatırlarız. Tribünler boşken futbolun ruhu da eksiktir. Taraftar yoksa futbol da yoktur!
| SEMİH ÇALIŞKAN YAZDI | GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA ve HÂL-İ PÜRMELÂLİMİZ – SEMİH ÇALIŞKAN…
| SEMİH ÇALIŞKAN YAZDI | ENFLASYON, VERGİ POLİTİKALARI VE ÜCRETLİLER – SEMİH ÇALIŞKAN YAZDI Uzun…
| DR. İKBAL VURUCU YAZDI | Zihinsel Sömürgeciliğin Türkiye’deki İzleri Bu makale, sömürge entelektüeli kavramını,…
| DOĞAN SEVİMBİKE YAZDI | Cumhuriyet 102 Yaşında! “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.“ Mustafa Kemal Atatürk…
| DR. İKBAL VURUCU YAZDI | İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE DEMOKRATİK RETORİĞİN İSTİSMARI Bir Zihniyetin Dışavurumu…
| SEMİH ÇALIŞKAN YAZDI | BEŞERİ SERMAYE ENDEKSİ: İYİ SAĞLIK, İYİ EĞİTİM! Türkiye İstatistik Kurumu…