Birkacdakika, yaşama dair bir yeni medya girişimidir!

Aristoteles ve Ekonomi: Geçmişten Günümüze Vergiler

Üniversiteye ilk girdiğim zamanlardan beri aklımda olan ama yıllardır bir türlü okumaya başlayamadığım bir kitabı bitirdim: Aristoteles, Ekonomi. Bu kitap-fasikül Aristo’nun ev ve devlet ekonomisine ilişkin yazılarından oluşuyor. Daha doğru bir ifadeyle Aristo adına öğrencileri tarafından not edilen ve yayınlanan bir takım denemelerden oluşuyor. Her ne kadar bu yazıların Aristo’ya ait olup olmadığı tartışmalı bir konu da olsa; bu metinler içeriği ve tarihi itibariyle benim nazarımda ilgi çekici bir noktada duruyor. Kitap 3 kitaptan oluşuyor. Ben yazımda sürekli kelime tekrarına düşmemek için bunları bölüm olarak isimlendireceğim. Birinci bölüm ev ekonomisi ve devlet yönetimi hakkında karşılaştırma yapıyor ve evin unsurları üzerinde duruyor. İkinci bölüm, ki benim bugün burada konuşacaklarım büyük oranda bahse konu kitabın ikinci kısmındadır, devlet yönetiminde gelir elde etmek üzerine tarihsel örnekler veriyor. Üçüncü bölümde ise kadın erkek ilişkileri ve aile yönetimi üzerinde mülahazalarda bulunuyor, Aristoteles.

Kitabın ilk sayfasında karşımıza çıkan cümle belki kelimesi kelimesine okunduğunda tartışmaya açık olsa da anlamı itibariyle hala geçerliliğini koruyor: “Toplum dediğimizde kastettiğimiz şey insanların uygar bir yaşam sürebilmek için gerekli ev, toprak ve mülkiyete sahip olmalarıdır.” Bu cümleyi okuduktan sonra İngilizce kaynaklara bir göz gezdirdim. Bu sırada Türkçe çevirinin, metnin İngilizcesindeki anlamı yeteri kadar ifade edemediğini fark ettim. Bahse konu kısmın kabul edilen İngilizce çevirisi ise şöyle: “By a Nation we mean an assemblage of houses, lands, and property sufficient to enable the inhabitants to lead a civilized life.” Ne kadar doğru değil mi? Uygar ve erdemli bir yaşam sürmek için bu fiziksel materyaller-mülkler ne şart koşul ne de yeter koşul ancak günümüz dünyasında her geçen gün şart koşul olmaya doğru ilerlediği ise bir gerçek.

Konuyu şuraya bağlamaya çalışıyorum aslında: Avuçlarımızın arasından yere düşmesini seyrederken sevecek bir toprağımız yoksa, bu topraklarda, gelecek nesillerimiz ile en temel mülk olan ev-yaşam alanı vesilesiyle bir tarihsel bağ kuramıyorsak, “erdemli” bir yaşam sürme çabasından daha önce bir yaşam sürdürme çabası içindeysek; bu topraklara köklerimizi nasıl her gün yeniden salacağız? Türk milleti 1000 yıldır Anadolu topraklarında yaşıyor. Burayı tarihin gerektirdiği şartlarda kendisine vatan etti. Hiç şüphe yok ki, bu toprakların Türk toprağı olduğu ve öyle kalacağı da tarihin bir emri. Ancak şunu ifade etmek zorundayız: Bu vatanın, uygar bir yaşam süren erdemli bir insan unsuruna ihtiyacı var. Tanpınar’ı hatırlamak ve haksız çıkarmak lazım: Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkanı vermelidir.

Neyse, devam edelim. Asıl yazmak istediğim ikinci bölüme geldiğimizde kitabın bu bölümün okurken biraz tebessüm ederek biraz da şaşırarak okudum. Aristo, kitabın ikinci bölümünde devlet ekonomisinin-yönetiminin gelir elde etmek için yaptığı örnek teşkil edebilecek bazı uygulamalardan bahsediyor. Bu bahisteki vergilerin bazıları gerçekten çok ilginç bazıları ise çok tanıdıktı.

  • Hepimizin bildiği gibi Osmanlı’da miri araziler yani devlet arazileri sivil halka tarımsal üretim yapması için kiralanır ve neticesinde üretimden “öşür” adında bir vergi alınırdı. Aristo, Byzantiumluların da paraya sıkıştıkları zaman devlete ait tarım arazilerinin belirli bir süre kiralandığını söylüyor. Yine Byzantiumlular;
    hokkabazların, falcıların, baharat tüccarlarının ve eczacıların kazandıkları paradan üçte birini gelir vergisi olarak alıyormuş. Benim okurken en şaşırdığım nokta ise şuydu: Byzantiumlular paranın değiş tokuş hakkını “tek bir bankaya” satmışlardı. İlkel merkez bankacılığı diyebilir miyiz?
  • Bir diğer vergi ise Karia Kralı Mausolos’un valisi Kandalos, Lykialıların saç uzatmayı sevdiklerini fark etmesiyle doğmuş. Bir gün kral tarafından gönderilen bir haberci; kralın, kendi atlarına yele yapmak için herkesin saçlarını kesmesini emrettiğini duyurmuş. Bundan kurtulmanın ise tek bir yolu varmış: Kişi başı sabit bir ücret ödemek! Yani saçlarını uzatmak isteyenler sabit bir vergi ödemek zorunda kalmış. İlk okuduğumda Süleyman Sırrı İÇÖZ’ün bekarlık vergisi aklıma geldi. Tabii, bekarlık vergisi ile bir memleketin harplerde kaybettiği insan unsuru ve kuvvetini güçlendirmek ve dahi alınan verginin bir kısmı ile yoksulları desteklenmek hedeflenmişti.
  • Bir diğer ilginç vergi türü ise Syrakusailı Dionysos’un kadınların mücevher takmasına yönelik vergisiydi. Syrakusailı Dionysos, halk meclisini toplayıp Demeter’in (Yunan mitolojisinde tarım, bereket, mevsimler ve anne sevgisinin tanrıçası) kendisine göründüğünü ve kadınların tüm mücevherlerini tapınağa getirmesini emrettiğini söylemiş. – Kadınların “tanrı ve tanrıçalardan” patriyarkal erkler vasıtasıyla çektikleri çile MÖ 400’lerden beri neredeyse hiç değişmemiş. – Bunun sonrasında Tiran tüm mücevherleri alsa da kadınların bir süre sonra tekrar takı taktıklarını görünce bir emir yayınlayıp mücevher takmak isteyen kadınların mutlaka hazineye belirli bir miktar ödeme yapması gerektiğini söylemiş. 
  • Mısır Kralı Taos bir gün sefere çıkacakmış. Sefere çıkmadan önce Atinalı Khabrias, krala halkı külçe altın ve gümüşlerini alabileceğini söylemiş. Halk bu talebi yerine getirmiş ve külçeleri krala getirmiş. Kral daha sonrasında eyalet valilerine borç verenlerin borç verdikleri miktarın vergiden düşülebileceğini söylemiş. Ne kadar garip değil mi? Sermayenin vergi indirimleri tarihin her döneminde benzer bir seyirdeymiş😊

Aristo’nun ekonomi yazılarında-notlarında benim dikkatimi çeken vergiler bunlardı. Bunların yanında “çok daha” acımasız bazı uygulamaları da anlatıyor, Aristo. Aristo’nun, ev ekonomisi, devlet ekonomisi ve yaklaşık 2500 sene öncesinde kadın erkek ilişkilerini tartıştığı bahse konu notları herkese tavsiye ederim. Hiç şüphesiz kitabın üçüncü bölümünde kadın erkek ve evlilik ilişkileri üzerine yazılarını okuduğunuzda güncel trendler arasında tarihsel olarak Aristo’nun çok geresinde birçok “tanış” kimseniz olduğunu göreceksiniz. Bu metinler size bir defada ve muhakkak bir aydınlanma sunmayacaktır – nitekim tek bir metnin bir kişiyi “aydınlatması” da mümkün değildir – ancak entelektüel birikiminizde önemli bir basamak olacak. Tavsiye ederim.

Yorumlarınızı bekliyorum! Gelin tartışalım😊

DİĞER YAZILAR
Ulusal Varlık Fonları: Küresel Sistemin Yükselen Yıldızları – Betül Pişkin Yazdı
31May

Ulusal Varlık Fonları: Küresel Sistemin Yükselen Yıldızları – Betül Pişkin Yazdı

Ulusal Varlık Fonları, son yıllarda küresel sistemin yükselen yıldızları. Neden bu kadar çok gündeme geliyor ? Kimler nasıl UVF'leri kullanıyor? İşte bu yazıda!

Pekin Deklarasyonunun 30. Yılında 69. Kadının Statüsü Komisyonu ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği – Melis Şeyda Ergül Yazdı
27May

Pekin Deklarasyonunun 30. Yılında 69. Kadının Statüsü Komisyonu ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği – Melis Şeyda Ergül Yazdı

Pekin Deklarasyonunun 30. Yılında 69. Kadının Statüsü Komisyonu ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hakkında Bir Rapor

Aristo ve Ekonomi: Geçmişten Günümüze Vergiler – Semih Çalışkan Yazdı
14Nis

Aristo ve Ekonomi: Geçmişten Günümüze Vergiler – Semih Çalışkan Yazdı

Üniversite yıllarımdan beri okumayı ertelediğim, fakat nihayet tamamladığım bir metin: Aristoteles’in Ekonomi başlıklı yazıları. Her satırıyla düşünmeye sevk eden bu metin, ev ekonomisinden aile yapısına,…

Abone ol